Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Bir Panelin Ardından

15 Şubat 2013 Cuma Saat 18:31

Söz var gelir geçer,

Söz var deler geçer

          Türk atasözü

Bir Panelin Ardından-3 : Konuşma-2

Önceki yazıda Prof.Dr.D.Ali Ercan’dan yaptığım “Enerji üretiminde 8 birim girdi kullanarak 3 birim çıktı elde edilmektedir. Bu nedenle enerji üretim santralları yerine enerji tüketim santralları demek daha doğru olur” şeklindeki alıntıya bazı okurlar “Tamam da hangi birim girdi hangi birim çıktı? Elma ile armut toplanmaz…“ diyerek bir açıklama istemişler. Ben de konuşmayı yapan paneliste soruyu yönlendirdim ve aşağıdaki yanıtı aldım :

Tabii ki burada söz konusu olan enerjidir. Elektrik santrallarında 3 joule  elektrik enerjisi elde etmek için 8 joule enerji veren kömür yakılır. Bu orantıya verim denir. Yani elektrik üretiminde santralın verimi 3/8(yaklaşık % 40) kadardır(Termodinamik verim daima 1’den küçüktür). Elektrik üretmek amacıyla yaktığımız kömürdeki enerjinin % 60 kadarı heba oluyor. Heba olması bir yana, daha kötüsü çevreyi ısıtıyor, harap ediyor. Kül, duman ve sera gazı CO2 salımı da cabası ”. 

Biz tekrar paneldeki konuşmalara kulak verelim :

Panelist 2 : Necdet Pamir’in konuşmasından…

Sayın Pamir “Türkiye’nin enerji güvenliği ve dış boyutu” konusuna değinerek aşağıdaki satır başlarında vurgu yaptı :

  • Enerji politikası dış politika,  güvenlik politikası, sanayi ve tarım politikaları, ulaştırma    politikası, ekonomi politikası, eğitim politikası ve çevre politikasıyla bir arada bütünleşik biçimde planlanması gereken işlerdir.
  • Enerjide talep tahminleri nüfus artışı, ekonomik büyüme, sanayileşme, kırsaldan kente göç, yakıt fiyatlarının olası seyri, enerji politikaları (vergiler, teşvikler, vb.) gibi çeşitli parametreler dikkate alınarak gerçekçi ve bilimsel temelde yapılmak zorundadır.
  • Özellikle büyük oranda ithalata bağımlı olduğumuz doğal gazda, anlaşmalardaki “al ya da öde” hükümleri, tahminlerde sapma olması halinde, ekonominin üzerinde önemli yük oluşturmaktadır.
  • Örneğin 2010 yılında doğalgaz talebi 55 milyar metreküp olarak hesaplanmasına karşın, aynı yıl tüketim 38 milyar metreküpte kalarak yaklaşık 17 milyar metreküplük fark için 8 milyar dolar gereksiz ödeme yapılmıştır.
  • 2011 yılı verilerine göre dünya birincil enerji tüketiminin kaynaklar bazında % 87.1’i 3 fosil yakıttan (petrol + kömür + doğalgaz); %6.4’ü hidro enerjiden; %4.9’u nükleer enerjiden ve %1.6’sı da diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmıştır. 
  • Biyo-yakıtlar, gazdan sıvı eldesi, kömürden sıvı yakıt eldesi, hidrojen, yakıt hücreleri ve kil/kaya gazı(shale gas) son yıllarda öne çıkan başlıca alternatif yakıtlardır.
  • Dünya üretilebilir petrol rezervi 1,652.6 milyar varil ve rezervi ömrü de 54.2 yıl olarak hesaplanmaktadır.
  • Dünya üretilebilir gaz rezervinin 208.4 trilyon metreküp ve rezervi ömrünün de 63.6 yıl olduğu tahmin edilmektedir.
  • Dünya Enerji Görünümü(World Energy Outlook)’ne göre 2010-2035 yılları arasında enerji talebi % 35 artacaktır.
  • Petrol en çok kullanılan yakıt konumunu sürdürecektir.
  • Mutlak değer olarak en çok artış gazda görülecektir.
  • Yenilenebilir enerjilerin elektrik üretimindeki payı %20’lerden %30’lara çıkacaktır.
  • Küresel petrol arzında liderliği Irak üstlenecek; petrolde 2035’e kadarki üretim artışının % 45’ini Irak karşılayacak ve yine Irak 2030’lardan itibaren Rusya’yı geçip, 2. en büyük ihracatçı konumuna gelecektir.
  • 2035 yılında bile, enerji verimliliğinde ekonomik olarak yapılabilir iyileştirmenin, üçte ikisi yapılamamış olacaktır.
  • Dünyada 1.3 milyar insan ticari enerji kaynaklarına erişimden yoksundur ve bu erişim yoksunluğundan en fazla 587 milyonluk nüfus ile Afrika, 675 milyonluk nüfus ile gelişmekte olan Asya etkilenmektedir.
  • 2035 yılına kadar olan süre içinde, elektrik üretiminde nükleerin payı, daha önce öngörülenden de düşük olacaktır. Bunun temel gerekçeleri arasında Fukuşima ve sonrasında yaşananlar ilk sırada yer almaktadır.
  • Fransa ve Japonya bile enerji tüketim karışımı içinde nükleerin payını azaltma kararı alan ülkeler arasındadır.

Enerji güvenliği, ülkemizdeki enerji üretim ve tüketimi, enerjide özelleştirmeler konularıyla sunumuna devam eden Sayın Pamir, gerek zaman darlığı ve anlatılacak daha pek çok konunun olması gerekse panel yöneticisinin uyarısı nedenleriyle son olarak şu anda Meclis gündeminde olan ve yasalaşması beklenen  “Türk Petrol Kanunu”na değindi :

  • 21 Aralık 2012’de TBMM’ne sevk edilen Kanun’da “Petrolle ilgili müsaade, arama  ruhsatnamesi ve işletme ruhsatnamesi alma hakkı devlet adına Türkiye Petrolleri A.O’na aittir” maddesi kaldırılmakta; hazırlanmakta olan bir diğer kanun tasarısıyla TPAO özelleştirilmeye hazırlanmakta; “bu kanunun amacı petrol kaynaklarının milli menfaatlere uygun olarak, hızla, sürekli ve etkili şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve değerlendirilmesini sağlamaktır” maddesinin altı tamamen boşaltılmaktadır.
  • Mevcut 6326 sayılı kanunda “petrol hakkı sahibinin, safi kazançları üzerinden ödemekle yükümlü bulundukları gelir vergileri toplamı % 55’i geçemez” denilirken, yeni tasarıda bu oran % 40’a çekilmekte; petrol fiyatının yükselmesi sonucunda, zaten büyük oranda vergi kaybı yaşanırken, bu oran daha da düşürülmekte “Kıbrıs Barış Harekatı” sonrasında kanuna eklenen “Memleket İhtiyacı” yeni taslakta yer almamaktadır.
  • Oysa mevcut kanuna göre, karalarda üretilen petrolün ve gazın  % 65’i, denizlerde üretilenin % 45’i memleket ihtiyacı için ayrılmak zorundadır.

Sayın Pamir, zamanı dolduğu için Türkiye’nin enerji politikasındaki “misyon ve vizyon eksikliğine” örnek olarak üç vampir fıkrasını anlatarak sözlerini noktaladı :

Üç Vampir…

İngiliz vampir, Fransız vampir ve Türkiye’den de bizim Temel vampir,                                              ağızları burunları kan içinde, bir yandan alaca karanlıkta uçuyor, bir yandan da hararetli bir biçimde, kanı nerede bulduklarını birbirlerine anlatıyorlarmış.

Fransız vampir:

- Şu karşıdaki şatoyu görüyorsunuz değil mi?

- Evet. Evet.

- Önündeki büyük kapıyı da görüyorsunuz tabi ki...

- Evet. Evet.

- Arkadaşlar ben o kapıdan içeri girdim; aman Allah’ım, müthiş güzel bir kadın çıktı karşıma… Hemen boynuna geçirdim dişlerimi. Kadındaki kanı eme eme bitiremedim, onun için                              ağzım burnum kan içinde kaldı.

İngiliz vampir :

-Arkadaşlar şu karşıdaki çiftliği görüyorsunuz değil mi?

 -Evet. Evet, cöreyiruz.

-Yan tarafındaki ahırı da görüyorsunuz değil mi?

-Evet görüyoruz.

-Ahıra süzüldüm. İçeride yağız bir at vardı. Dişlerimi boynuna geçirdim. Kanını doyasıya emdim. Ağzım, burnum kan içinde kaldı.

Anlatma sırası Temel vampire gelmiş…

- Arkadaşlar, şu karşıdaki pinayu cöreyisunuz değil mi?

- Evet. Evet.

- Önündeki püyuk kapiyi da cörebileyi misunuz?

- Evet. Evet.

- Sağ tarafina bir yol cideyi, oni da cördunuz değil mi?

- Evet görüyoruz.

- Ha o yolun başında yüksek pi direk var, oni da cördünüz mü?

- Evet gördük.

- Ben cöremedum da.

Bu yazı toplam (878) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?