Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Süleymaniye Cami

08 Eylül 2010 Çarşamba Saat 23:50

Biz dağları kazık gibi yeryüzüne çaktık. Kuran’daki Nebe süresi dağların yaratılışını bu şekilde müjdelemektedir. Mimar Sinan, tüm bilimleri harmanlayarak, görsel bir şölen gibi hayranlık uyandıran ve asırlara hükmeden sağlamlıkta yapılar inşa edecektir. Fizik, matematik ve fen bilimlerinin ötesine geçen, büyük mimar eserlerini inşa ederken, her türlü kaynağı sonuna kadar değerlendirir. Dağların yaradılışından etkilenen Sinan, yapıların yeraltındaki kısmını buna göre inşa edecektir. Mimar Sinan’ın kalfalık dönemine ait muhteşem eseri olan Süleyman iye Cami, dört minaresi ve minarelerinde bulunan on şerefesi ile İstanbul’u selamlamaktadır. Süleyman iye’nin dört minaresi Kanuni’nin İstanbul fethedildikten sonra tahta oturan 4. padişah olduğunu hatırlatır. Şerefelerinin sayısı ise, Muhteşem Süleyman’ın Osmanlı İmparatorluğunun 10. sultanı olduğunu hatırlatmak içindir. Bu eser ile Sinan, Kanuni’ye ‘Hünkârım size kıyamet gününe kadar duracak bir cami inşa ettim’ diyecektir. Mimar Sinan 3 padişah eskitirken İstanbul’u baştan sona yeniler. Yaklaşık 315 eser bırakır. Süleyman iye cami İstanbul’un yedi tepeli İstanbul’un 3. tepesinde inşa edilir. Süleyman iye semtine gözyaşı semti de denir. Çünkü o dönemde tahta oturan kocalarını, oğullarını ya da kardeşlerini kaybeden saray kadınları bu semte sürgün edilirlerdi. Süleyman iye Cami ve külliyesi 7 yılda tamamlanır. Ancak 7 yıllık bu uzun süre Kanuni’nin canını sıkmıştı.  Camide kullanılan 4 mermer sütun farklı yerlerden getirtilir. Büyük Sinan, Süleyman iye inşaatına en uygun tepeyi bulmak için tam 2 yıl gezer. Sonunda caminin şimdi bulunduğu yerde 1551 yılında temel atılır. Toprağın kaymadığından ve temelin sağlamlığından emin olmak için temelin üzerine cam döktürüp bir yıldan fazla bekler. Sinan’ı çekemeyenler caminin ağır ilerlemesini fırsat bilerek Kanuni’ye şikâyet ederler. O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya başladı. Sultan’a. ‘Sinan caminin ortasında oturuyor ve nargile tüttürüyor’  dediler Muhteşem Süleyman’a. Kanuni durumu kendi gözleriyle görmek için bir ikindi vakti Süleymaniye’ye gider. Muhteşem yapının içine girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi caminin ortasında oturmuş nargilesini tüttürmekteydi. Sultan gözlerine inanamadı. Tok sesiyle ve bütün haşmetiyle ”Bu ne iştir Mimarbaşı ” diye haykırdı. Oysa Mimar Sinan’ın içtiği nargilede tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu. Usta mimar, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye çalışıyordu. Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını hesaplıyordu. Bunun için Anadolu’nun değişik köşelerinden 65 tane dev turşu küpü getirttir.  Bu küpleri içleri boş, ağızları dışarıya gelecek şekilde kubbenin eteklerine dizdirir. Amacına ulaşır sonunda Mimarbaşı. Sesi, yüzlerce metrekarelik mekânın her köşesine, en iyi şekilde yaymayı başarmıştı. Kanuni de, Sinan’ın niyetini anlamış, ustasını hemen bağışlamıştı. İnşaatın yavaş ilerlemesinden dolayı o zamanki İran şahı Tahmasb fırsatı değerlendirmek ister. Kanuniye elçi ile birlikte bir sandık dolusu mücevherle birlikte bir mektup yollar. Kanuni elçiden aldığı mektup ile dehşet ve öfke nöbetine tutulur. Mektupta ‘Haber aldık ki camiyi tamamlamaya kudretiniz yetmemiş, size dostluğumuza dayanarak bu kadar mücevher gönderdim. Bu mücevher ile inşaatı bitirmeye çalışın’ Kanuni bu mücevherleri Mimar Sinan’a gönderir ve caminin harcında ezilerek kullanılmasını ister. Mimar Sinan Depreme karşı çok özel bir taban harcı kullanır. Horasan harcı olarak bilinen karışım sayesinde depreme dayanıklı hale getirmiştir. Toz haline getirilen mücevher tozlarını Süleyman iye’nin minarelerinden birinin harcında kullanır. Elmaslar güneş ışığında parladığı için bu minareye Cevahir minaresi denilmektedir. Süleymaniye’nin duvarlarında kullanılan harcın içine keçi kılları serperek, çatlamaları engeller. Bugün aynı işlevi betona püskürtülen elyaf maddesi görmektedir. Mimar Sinan yapının içine bir de hava koridoru inşa etti. Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda,  Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu. Sinan, bu kandillerden çıkan is camiye zarar vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı. Binanın değişik köşelerine açtığı oyuklardan giren islerin bu odada toplanmasını sağlamıştır. Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine özel bir nemlendirme sistemi kurdu Sinan. Odada toplanan islerden, dönemin en kaliteli mürekkebini damıttı. Süleymaniye’nin duvarlarında gördüğünüz o muhteşem kalem işleri, yazılar, süslemeler, caminin kandillerinden çıkan isten damıtılan o mürekkeple yapılır.   Sonunda cami 1558 yılında tamamlanır. Ogün bugündür cami ve külliyesi depremlerden hiç ama hiç etkilenmez !!

Bu yazı toplam (970) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?