Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Bir Panelin Ardından-5

11 Mart 2013 Pazartesi Saat 19:16

Akılsız sözler gibi,

Akılsız suskunlukların da,

Hesabını vermek zorunda kalırız

Benjamin Franklin

Bir Panelin Ardından-5 : Konuşma-4

Enerji ve Çevre Paneli’nin dördüncü konuşmacısı TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz’dı.

Panelist 4 : Oğuz Türkyılmaz’ın konuşmasından…

Sayın Türkyılmaz “Türkiye’de Enerji Nereye Gidiyor?” başlıklı bir konuşma ve sunum yaptı. Bu konuşmada hem dünyada hem de ülkemizdeki enerji üretim-tüketim verileri ile karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini gözler önüne serdi.

Dünyada ve Türkiye’de Birincil Enerji Tüketimi

  • 2011 sonu itibariyle dünya birincil enerji tüketimi 12,3 milyar TEP(ton eşdeğeri petrol) iken Türkiye 118,8 milyon TEP enerji tüketimi ile dünyada enerji tüketimi en yüksek 23. ülkedir.
  • Dünya birincil enerji tüketiminde %33,1 ile petrol başı çekerken, bunu %30,3 ile kömür, %23,7 ile doğal gaz, %6,4 ile hidroelektrik, %4,9 ile nükleer ve %1,6 ile diğer yenilenebilir kaynaklar izlemektedir.
  • 2010-2030 yılları arasını kapsayan 20 yıllık enerji talep artışı dünya için % 1,65 iken, Türkiye için % 4 olarak tahmin edilmektedir.
  • Türkiye Avrupa’nın 6. büyük ekonomisine ve elektrik piyasasına sahiptir.
  • Ülkemizin enerji ithal bağımlılığı %72 dolaylarındadır.
  • Türkiye’nin yıllık enerji talep artışı 1990’dan bu yana ortalama %4,6 olarak gerçekleşmiştir.
  • ETKB(Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı) gelecek 15 yıldaki yatırım ihtiyacını 100 Milyar olarak öngörürken, EPDK(Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu) 2010-2030 dönemi için gerekli yatırım ihtiyacını 225 - 280 Milyar olarak tahmin etmektedir.

Türkiye Enerji Sektöründe “Temel Saptamalar

  • Yatırım gerekliliği ve olanağı, yatırımlarda kamusal planlama, üretim ve denetimin zorunluluğu oldukça yüksek öneme sahiptir.
  • Enerji talebinin karşılanmasında yüksek oranda dışa bağımlılık vardır.
  • Yerli ve yenilenebilir kaynakların değerlendirilmesinin önemi, kaynak ve menşe çeşitlendirilmesinin gereği kaçınılmazdır.
  • Bu kadar yatırıma karşın kişi başına brüt elektrik tüketimi(3099 kWh/yıl) AB ortalamasının yaklaşık üçte biri düzeyindedir.
  • 1994, 1998, 2001 ve 2008 yıllarındaki krizlere rağmen son 25 yılda kurulu kapasite dörde katlanmıştır
  • Ekonominin yüksek enerji yoğunluğu ve enerji verimliliğinin artırılması için büyük potansiyel bulunmaktadır.
  • Jeopolitik konum ve avantajları değerlendirmek gerekir.
  • Kaynaklara yakınlık ve enerji terminali olma potansiyeli değerlendirilmelidir.

Türkiye’de Enerji Politikaları

Siyasal iktidarın 2013-2015 dönemini içeren “Orta Vadeli Programı”nda enerji sorununun çözümü için;

  • Özelleştirmenin tamamlanması,
  • Nükleer güç santrallarının kurulması yönündeki çalışmaların hızlandırılması,
  • Enerji üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynakların payının arttırılması, elektrik üretiminde doğal gazın ve ithal kömürün payının azaltılması,
  • Türkiye’nin petrol, doğal gaz ve elektrik kaynaklarının uluslararası pazarlara ulaştırılmasında transit güzergâh ve terminal ülke olması hedefleri yer almaktadır.

Strateji Belgesi’nde ise yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesiyle ilgili olarak;

  • Bütün linyit ve taşkömürü kaynaklarının 2023 yılına kadar elektrik enerjisi üretimi amacıyla değerlendirilmesi,
  • 2023 yılına kadar teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilecek hidroelektrik potansiyelin tamamının elektrik enerjisi üretiminde kullanımının sağlanması,
  • Rüzgâr enerjisi kurulu gücünün 2023 yılına kadar 20.000 MW’ye çıkarılması,
  • Güneş enerjisinin elektrik üretimi için de kullanılmasının yaygınlaştırılması hedefleri yer almaktadır.

Yanıt Bekleyen Sorular !

  • Yıllık % 8-10 düzeyinde bir talep artışı sürdürülebilir mi?
  • Toplam ve kişi başına elektrik tüketimindeki hızlı artış oranı bir süre sonra düşmeye başlamayacak mıdır?
  • Türkiye’nin her yedi-sekiz yılda bir ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya kaldığı  dikkate alındığında, talebin ve tüketimin yüksek bir hızla, neredeyse doğrusal olarak artacağını varsayan öngörüler ve talep tahminleri ne derece sağlıklıdır?
  • Artan elektrik ihtiyacını karşılamak için ilk yol çok sayıda yeni elektrik tesisi kurmak yerine, talebi yönetmek, enerjiyi daha verimli kullanarak sağlanan tasarrufla talep artışlarını karşılamak olamaz mı?
  • Katma değeri görece düşük, enerji yoğun sanayi sektörleri yerine enerji tüketimi düşük, katma değeri yüksek sanayi dallarının gelişimine ağırlık vermek daha uygun olmaz mı?
  • Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine ağırlık veren ve enerji donanımının yerli üretimine destek veren kurumsal politika ve uygulamaların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmez mi?

EPDK Ne Yapar?

  • Tüm enerji yatırımları tamamlandığında 2012 üretim tahmini olan 240 milyar kWh kapasite ile toplam üretim 521 milyar kWh'a ulaşabilecektir.
  • Lisans sürecinde olan tüm projelerin lisans alması ve devreye girmesi halinde 2025'e kadar üretim 969 milyar kWh'e ulaşabilecektir.
  • TEİAŞ 2021 için 467 milyar kWh talep öngörürken, planlama olmadığı için 2020-2025 döneminde bu rakamın iki katından fazla üretime yapabilecek projelerin fizibilitesi tartışmalıdır.
  • Türkiye kurulu gücünün yüzde kırkına yakın güçte yeni ithal kömür santrali kurulması söz konusudur.
  • Doğal gazda durum daha vahimdir.
  • Yeni doğal gaz santrallerinin lisans alması durumunda, lisans alıp yatırımı sürenlerle birlikte toplam 50.421,45 MW kapasite ile bugünkü toplam kurulu gücün yüzde doksanı düzeyinde ilave doğal gaz santrali kurulacaktır.
  • Bu santrallerin gereksineceği ek yıllık gaz ihtiyacı ise yaklaşık 70 milyar m3’ü aşmaktadır.
  • Bu durumda kurulması öngörülen yeni doğal gaz yakıtlı elektrik üretim santrallerinin;  gaz ihtiyaçlarının, hangi ülkeden, hangi anlaşmalarla, hangi boru hatlarıyla ve hangi yatırımlarla karşılanacağı ise belirsizdir.
  • ETKB ve EPDK‘nın sorumlu olduğu bu tablo, Türkiye’nin genel olarak dışa bağımlılığını, özel olarak elektrik üretimindeki dışa bağımlığını daha da perçinleyecektir.
  • Bu bilgiler, ETKB’nin Strateji Belgelerinde yer alan, “elektrik üretiminde doğal gazın payının %30’un altına düşürme” hedefinin maalesef boş bir hayal olarak kalacağını ortaya koymaktadır.
  • Siyasi iktidar bir yandan dış ticaret açığının en büyük sorumlusu olarak enerji girdilerini gösterse de, izlediği politikalarla bu faturayı katlayacak adımlar atarak, enerji girdileri ithalatının 100 milyar doları aşmasına neden olacaktır.

Elektrik Dağıtım Özelleştirmeleri

  • Yirmi elektrik dağıtım şirketinden 14’ü özelleştirilmiştir.
  • Kalan 6 şirketin devirleri ise, özelleştirme ihalelerinde en yüksek teklifi veren şirketlerin taahhütlerini yerine getirmemeleri sonucu, sonuçlanmamıştır.
  • Taahhütlerini yerine getirmeyen şirketlerin teminatları nakde çevrilmiş, ikinci sıradaki firmalar da aynı sonuçla karşı karşıya kalmıştır.  
  • Üçüncü sırada teklif veren firmalara da çağrı yapılmıştır.
  • Teklif veren firmaların hiçbiri taahhüdünü yerine getiremediği için Akdeniz, Boğaziçi, Gediz Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmeleri için yeniden ihale ilanı yapılmış ve teklifler alınmıştır.
  • Elektrik üretimi, toptan satışı ve dağıtımında, rekabet getirileceği gerekçesiyle kamu varlığı özelleştirmeler eliyle yok edilirken, dağıtımda tek bir özel sektör şirketler grubunun, sektörün %30’unu kontrol altında tutabilmesi, rekabet hukukuna uygun görülebilmektedir.
  • Belli başlı birkaç grup, gruba bağlı farklı şirketler eliyle, sadece elektrik dağıtımında değil, üretimi ve toptan ve perakende satışı alanlarında da faaliyet göstererek yatay ve dikey bütünleşme ile hâkimiyet tesis etmeyi amaçlamaktadır.
  • Kamu tekeli yerini hızla az sayıda özel tekele bırakmaktadır.
  • Ulusötesi enerji şirketlerinin birçoğu Türkiye’de faaliyete başlamış olup, faal özel sektör şirketleriyle birleşmeler, devralmalar da gündemdedir.
  • Bu beklenti, başta EPDK olmak üzere, sektör yetkililerince de, “enerji sektöründe konsolidasyon olacak” denilerek dile getirilmektedir.

Fiyat Artışları

  • Konutlarda tüketicinin kullandığı elektriğin fiyat artışı 2007 yılının Aralık ayından 2012 yılının Ekim ayına dek %130 dolayında gerçekleşmiştir.
  • Elektrik fiyatı; perakende satış hizmet bedeli, iletim sistem kullanım bedeli, dağıtım bedeli, enerji fonu,  TRT payı, belediye tüketim vergisi    vb. oluşmaktadır.
  • Doğal gazda ise 2002 yılının Ocak ayından 2012 yılının Nisan ayına değin fiyat artışı %208’dir.
  • Yalnızca 2011 yılının Eylül ayı ile 2012 yılının ekim ayları arasında doğal gaz %53,8 zamlanmıştır.

Doğal Gaz, Petrol ve Kömür Üretimi

  • 2011 yılı itibariyle doğal gaz üretimimiz 793 milyon m3, ortalama günlük üretim 2 milyon m3 olarak gerçekleşmiştir, üretimin tüketimi karşılama oranı %2’nin altındadır.
  • 2011 yılı sonu itibariyle ham petrol üretimimiz 2,4 milyon ton,  üretimin tüketimi karşılama oranı %8’dir.
  • Son 20 yılda, yeterli sayıda santral yapılmadığı ve linyit üretimi %57 arttığı için, elektrikte 2010 değerine göre %17 daha dışa bağımlılığımız artmıştır.
  • Yerli kömürün elektrikteki payı 1990’da %35 iken, 2009’da %22, 2010’da %18’e gerilemiştir.
  • Ülkemizde 1980’li yıllardan önce son derece düşük miktarlarda başlayan kömür ithalatı, 1990’lı yıllarda 10 milyon tonun ve 2000’li yıllarda ise 20 milyon tonun üzerine çıkmıştır.
  • 2011 yılı itibariyle toplam kömür ithalatımız yaklaşık 24 milyon ton düzeyindedir.
  • Genel eğilim dikkate alındığında, ithalatın önümüzdeki yıllarda da artarak süreceği görülmektedir.

HES Yatırımları

  • EÜAŞ, EPDK ve TEİAŞ verilerine göre 2012 Kasım ayı kurulu HES kapasitesi 18925,40 MW
  • Temmuz 2012 EPDK verilerine göre yatırımları süren HES’ler 12899,30 MW’dır.
  • EPDK Ekim 2012 verilerine göre lisans başvurusu aşamasında 68 proje 1171 MW, 
  • Lisans başvurusu inceleme-değerlendirme aşamasında 76 proje 1346,71 MW,
  • Lisans başvurusu uygun bulunup, lisans alma aşamasında olanlar 295 proje 3707,66 MW’dır.
  • Bu durumda; 18 925,40 MW devrede, 12899,60 MW yatırımı süren, lisans sürecinde olan 6 225,32 MW olmak üzere toplam 38050,37 MW proje stokundan söz edilebilir.
  • Gerçekçi bir kabulle HES elektrik üretim potansiyelini 140 milyar kWs/yıl, HES yıllık çalışma süresini 3300 saat alacak olursak, 42424 MW bir kapasiteden söz etmek mümkün.
  • Bazı çalışmalarda, kapasite 170 milyar kWs/yıl, kurulabilecek güç ise 52.000 MW olarak tahmin ediliyor.
  • Yukarıda sözü edilen rakamlar, potansiyelin çok büyük bir bölümünün değerlendirmek üzere olduğunu gösteriyor.

Rüzgâr

  • Ülkemizde 7 m/s - 9 m/s arası rüzgar potansiyeli 47,849 MW’dır.
  • 48,000 MW’lik rüzgâra dayalı elektrik üretim kapasitesinin, TEİAŞ verilerine göre işletmede olan bölümü 2156,70 MW,  lisans alıp yatırıma başlayan projelerin kurulu gücü ise 7315,50 MW’dir.
  • Lisans sürecindeki 44 projenin kurulu gücü ise 2157,70 MW’dir.
  • Toplam 11629,90 MW’lik mevcut, inşa halinde ve lisans sürecindeki kapasite, toplam potansiyelin ancak dörtte birinin değerlendirmesinin söz konusu olduğunu ve potansiyelin % 75’inin hala değerlendirmeyi beklediğini ortaya koymaktadır.

Güneş

Güneş enerjisi en düşük olasılıkla, bugünkü teknolojik olanaklarla değerlendirildiğinde, Türkiye’nin 2011 yılı toplam elektrik tüketiminin neredeyse 2 katı gizilgüce sahiptir.

Temel Öneriler

  • Enerjiden yararlanmak çağdaş bir insan hakkıdır.
  • Bu nedenle, enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli sürdürülebilir bir şekilde sunulması temel bir enerji politikası olmalıdır.
  • Enerji üretiminde ağırlık; yerli, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmelidir.
  • Enerji planlamaları, ulusal ve kamusal çıkarların korunmasını toplumsal yararın arttırılmasını, yurttaşların ucuz, sürekli ve güvenilir enerjiye kolaylıkla erişebilmesini hedeflemelidir.
  • Ülkemizde enerji sektöründe 1980’lerden bu yana uygulanan politikalarla toplumsal ihtiyaçlar ve bunların karşılanabilirliği arasındaki açı her geçen gün daha da artmaktadır.
  • Enerji politikaları üretimden tüketime bir bütündür, bu nedenle bütüncül bir yaklaşım esas olmalıdır.
  • ETKB, ülke, halk ve kamu, kısaca toplum çıkarları doğrultusunda temel stratejileri ve politikaları geliştirmek ve uygulamakla yükümlüdür.
  • ETKB güçlendirilmeli, uzman ve liyakatli kadrolar istihdam etmelidir.
  • Tüm enerji sektörleri, petrol, doğal gaz, kömür, hidrolik, jeotermal, rüzgar, güneş, biyoyakıt vb için “Strateji Belgeleri” hazırlanmalıdır.
  • Daha sonra bütün bu alt sektör strateji belgelerini dikkate alan “Yenilenebilir Enerji Stratejisi ve Faaliyet Planı ve Türkiye Genel Enerji Strateji Belgesi ve Faaliyet Planı oluşturulmalıdır.
  • Bu strateji belgelerinin hazırlık çalışmalarına üniversiteler, bilimsel araştırma kurumları, meslek odaları, uzmanlık dernekleri, sendikalar ve tüketici örgütlerinin, katılım ve katkıları sağlanmalıdır.
  • Bu amaçla, genel olarak enerji planlaması, özel olarak elektrik enerjisi ve doğal gaz, kömür, petrol vb. enerji kaynaklarının üretimi ile tüketim planlamasında, strateji, politika ve önceliklerin tartışılıp, yeniden belirleneceği, toplumun tüm kesimlerinin ve konunun tüm taraflarının görüşlerini ifade edebileceği geniş katılımlı bir “ULUSAL ENERJİ PLATFORMU” oluşturulmalıdır.
  • ETKB bünyesinde de, bu platformla eşgüdüm içinde olacak bir “ULUSAL ENERJİ STRATEJİ MERKEZİ” kurulmalıdır. Bu merkezde yerli kaynaklar ve yenilenebilir enerji kaynakları dikkate alınarak enerji yatırımlarına yön verecek enerji arz talep projeksiyonları beş ve on yıllık vadelerle, 5, 10, 20, 30, 40 yıllık dönemler için yapılmalıdır.
  • Özelleştirmeler durdurulmalıdır.
  • Enerji üretim, iletim ve dağıtımında kamu kuruluşlarının da, çalışanların yönetim ve denetimde söz ve karar sahibi olacağı, özerk bir statüde,  etkin ve verimli çalışmalar yapması sağlanmalıdır.
  • Plansız, çevre ve toplumla uyumsuz, yatırım yerinde yaşayan halkın istemediği projelerden vazgeçilmelidir.
  • Enerji girdileri ve ürünlerindeki yüksek vergiler düşürülmelidir.
  • Gerek birincil enerji ihtiyacının gerekse elektrik üretiminin yurt içinden  karşılanan bölümünün azami düzeyde olmasına yönelik strateji, yol haritası ve eylem planlarının uygulanmasıyla elektrik üretiminde dışa bağımlılığın azaltılması ve orta vadede, doğal gazın payının %25-30, ithal kömürün payının %5-10, yerli kömürün payının % 25, hidrolik enerjinin payının %25, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının payının %15-20 düzeyinde olması hedeflenmelidir.
  • Uzun vadede ise, fosil kaynakların payının daha da azaltılması ve elektrik üretiminin büyük ağırlığının yenilenebilir enerji kaynaklarına dayandırılması sağlanmalıdır.
Bu yazı toplam (725) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?