Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Bir Panelin Ardından-2

06 Şubat 2013 Çarşamba Saat 19:06

İyi bir konuşma,

İnsanın kafasına sahip olma sanatıdır

                                               Eflatun

Bir Panelin Ardından-2 : Konuşma-1

Ankara Barosu’nun konferans salonunda düzenlenen “Enerji ve Çevre” Paneli saat 14.20’de başlayabildi. Saygı duruşu ve İstiklal marşından sonra önce derneğin Ankara Şube Başkanı Davut Özdemir, daha sonra Genel Başkan Saffet Açıkgöz konuştu. Her iki konuşmacı da, çevre kirliliği konusunda sivil toplum örgütlerinin duyarlılık göstermeleri gerektiğine işaret ederek konunun önemine dikkat çekti. Dernek ve dernek faaliyetleri hakkında kısa bilgilendirmeden sonra, toplantıyı izlemeye gelen milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi Mahmut Tanal’a söz verildi.

Sayın Tanal, enerji yatırımları ile çevre ilişkilerine kısaca değinerek en önemli insan haklarından biri olan dava açma sürecine vurgu yaptı. Bu süreçte yaşanan zorluklara karşı Çevre İhtisas Mahkemeleri kurulmasını ve çevre ile ilgili konularda dava açmanın parasız olması gerektiğini belirtti. Bu öneriyi Meclis Başkanlığı’na sunduklarını da sözlerine ekledi.

Bence, Çevre İhtisas Mahkemeleri ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir öneridir. Şu an yargı sisteminde nasıl ki aile mahkemeleri ve çocuk mahkemeleri varsa, çevre mahkemeleri de kurulabilir. Çünkü, yaşanılan süreçte hem dava açmak hem de davaları izlemek ve sonlandırmak gerek davacı gerekse davaya bakan mahkemeler açısından bir hayli zorluklar içermektedir.

Milletvekilinin kısa konuşmasından sonra, paneli yönetecek olan Sabri TÜMER ve arkasından panelistler tanıtılarak panel başlatıldı.

Konuşmaların tümünü burada aktarma olanağım olmadığı için, özetin özetini vermeye çalışacağım.

Panelist 1 : Prof.Dr.D.Ali ERCAN’ın konuşmasından…

Panelde en uzun konuşmayı D.Ali Ercan yaptı.  Slaytlar eşliğinde ve olabildiğince yalın olarak     konuşmasını gerçekleştiren Sayın Ercan’ın bellekte kalan sözlerinden bazıları :

-         Çevre denilen olgu havası, suyu, toprağı, ormanı, denizi, akarsuyu, bitki ve hayvan varlığı ile bütünsellik gösteren bir yaşam ortamıdır.

-         Dünyamız her geçen gün fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak kirlenmekte ve kirletilmektedir.

-         Her gün 2 milyar plastik şişe, 3 milyar plastik torba çöpe atılmaktadır.

-         Her gün ortalama 38 bin hektar, yılda yaklaşık 14 milyon hektar orman tahrip edilmektedir.

-         Yılda ortalama 10 milyon ton çöp denize atılmaktadır.

-         Ortalama bir ABD yurttaşının geliri;

208 Kongo,

133 Etiyopya,

  85 Uganda,

  85 Tanzanya,

  69 Bangladeş,

  42 Pakistan,

  30 Hindistan,

    5 Türk yurttaşının gelirine eşittir.

 

-         Dünya gelirinden en çok pay alanlar, aynı zamanda dünyayı en çok kirletenlerdir.

-         Dünya toplam savunma giderleri yaklaşık 1,75 trilyon doları bulmaktadır.

-         Böyle giderse kuraklık, açlık, susuzluk, salgın hastalıklar, yeni virüsler gibi sorunlarla daha sık karşılaşılacaktır.

-         Temel sorun sürdürülebilir kalkınma değil "sürdürülebilir yaşam modeli"dir.

-         Tüm dünya mutlaka “aile başına 1 çocuk” programını ivedilikle uygulamaya sokmalıdır.

-         Tüm sosyo-ekonomik problemleri çözümsüzlüğe götüren ana etmen nüfus artışıdır.

-         Güneş ve türevi enerji kaynaklarının yoğunlukla kullanılması gerekir.  Güneşten 1 saatte alınan enerji tüm gezegende  medeniyetin 1 yılda ürettiği enerjiye denk düşmektedir.

-         Üretimden ulaşıma, beslenmeden ısınmaya her alandaki savurganlık sonuçta enerji savurganlığı anlamına gelmektedir.

-         Savurganlıkta dünya ortalaması (%40) düzeyindeki Türkiye'de,  yıllık savurganlık bedeli yaklaşık 50 milyar dolardır ve bu da neredeyse yıllık cari açık kadardır.

-         Birincil enerjiyi dışarıdan satın alarak ülkedeki santrallarda elektrik üretimi mantıklı değildir.

-         Gerekiyorsa elektriği doğrudan satın almak çevre bakımından  çok daha uygundur.

-         Türkiye mevcut enerji kurulu gücü ile milli gelirini Japonya ve Almanya’da olduğu gibi ergonomik kullanımla ve savurganlığı önleyerek %40 artırabilir.

-         Gezegen üzerinde insanlığın ortak sorumluluk alarak, fosil yakıtları ve dolayısıyla CO2 salımını minimal düzeye indirmek gerekir.

-         Ülkemiz mevcut enerji potansiyelini ancak yarı yarıya değerlendirebilmekte veya yarısını, kötü kullanımdan dolayı, israf etmektedir.

-         Enerji üretiminde 8 birim girdi kullanarak 3 birim çıktı elde edilmektedir. Bu nedenle enerji üretim santralları yerine “enerji tüketim santralları” demek daha doğru olur.

-         Hiç bir yeni potansiyel yaratmadan elde mevcut kurulu  (~50 GW) güçle ve Almanların, Japonların enerji kullanım disiplinini uygulayarak Milli Gelir tam iki katına çıkarılabilir. Dolayısıyla ne Termik, ne nükleer, ne de hidroelektrik yeni santrallara gereksinme vardır.

"Enerji talebi büyüyor, yeni santrallar gerekliuydurmalarıyla, dereler üzerine mini-HES’ler inşa  eden, acımasız doğa yıkımı karşılığı büyük kazanç sağlayan vurguncu tayfasına karşı mücadele etmenin her yurttaşın öncelikli görevi olduğunu söyleyen Ercan;  Dünya'da ve Türkiye'de enerji sorunu olmadığını; yaratılan "yapay sorunlar"ın büyük küresel enerji şirketlerinin ve onların yurt içindeki hempalarının kazançlarını maksimize etmek taktikleri olduğunu söyleyerek konuşmasını bitirdi.

Bu yazı toplam (787) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?