Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Babam sağ olsun!

24 Aralık 2012 Pazartesi Saat 19:07

Genellikle, baskıcı rejimlerde görülen bir uygulama. Rejim karşıtı olan veya olduğundan şüphe edilen kişi veya kurumlar hakkında, bazen yasal yollarla bazen hiçbir yasal dayanağı olmadan istihbarat toplamak suretiyle bunları biriktirme eylemi. Bugünlerde hiç kimsenin ağzından düşmeyen şu “fişleme” olayından bahsediyorum. 

***

Fişleme konusunda taraflı tarafsız herkesin bir görüşü var ve yorum yapıyor. Görevi olanların işi gereği açıklama yapma yükümlülüğü elbette var. Ya üzerine vazife olmadığı halde, zamanın ikliminden nemalanmak için alkış tutanlara ne demeli? Bu vazifesizler, daha düne kadar fişleme yapanları alkışlıyor, hatta gereğinin yapılmamasından dolayı da üzüntülerini bildiriyorlardı.

 

***

Toplum olarak her açıklama yapana ya da konuşana inanma, içi ve kaynağı boş konuşmaları doğru kabul edip kendimize yakın hissetme gibi bir hastalığımız var. Sürü psikolojimiz hâlâ aktif, konuşanın peşine takılıyoruz. Her konuşana alkış tutmadan önce şunları sormamız icap etmez mi?

- Yurtiçi bir uçuşta uçağa binmeden önceki kontroller serisine neden gerek vardır?

- Bir alışveriş merkezine girerken neden güvenlik kontrolünden geçilir?

- Otele giriş yaparken neden kimlik fotokopinizi alırlar?

- Sınava girecek kişiler sınav yerine girerken neden aranır?

- Öğrenciler üniversitesine giriş yaparken neden aranır?

- Bir işe başvururken neden iyi hal kağıdı istenir? İşe başladıktan sonra neden 6 ay boyunca güvenlik soruşturması yapılır?

- Neden sokaklarda her an kamerayla izleniriz?

 

***

Bu soruları arttırmak hiç zor değil? Bunları sormamın nedeni, bu uygulamalara karşı olduğum ya da desteklediğim için değil. Unutmayın ki, Ankara Kumrular Sokakta meydana gelen patlamanın faili bu kamera izlemeleri sayesinde bulunmuştur.

Tüm bunlar medenileşme ve demokratikleşme yolunda karşılaşılan en doğal sorunlardır. Yeter ki, değerlendirme yaparken doğru soruları sorabilelim.

***

Örneğin, eski cumhurbaşkanımızın kızlarının Eximbank’tan atılmalarıyla ilgili olarak sormamız gereken soru “Neden atıldıkları?” değil de, “İki kız kardeşin nasıl olup da, elli kişilik bir kuruma beraber girmeyi başardıkları?” olmalıdır. Babalarının pozisyonunun bu olayda bir etkisi olmuş mudur?

Kim bilir, babam çiftçi değil de bakan olsaydı, erkek kardeşim üç bin kilometre uzakta asgari ücretle çalışmak zorunda kalmaz; ikimiz de Merkez Bankasında çalışıyor olabilirdik. 

Bu yazı toplam (769) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?