Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Biyolojik Çeşitlilik-5

27 Ağustos 2012 Pazartesi Saat 23:24

Bildiğini bilenin arkasından gidiniz,

Bildiğini bilmeyeni uyandırınız,

Bilmediğini bilene öğretiniz,

Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.

Konfüçyüs

Tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma kanun tasarısını, önceki yazıdan irdelemeye devam edelim…

Üstün Kamu Yararı (!)

Tasarının; tesis edilecek izinler, intifa ve irtifak hakları ile ilgili bölümünde(14. Madde) ülkemizin neredeyse tüm korunan alanları özel kişi ve şirketlere tahsis edilebilir duruma getirilmekte, "üstün kamu yararı" tanımı ile izin, intifa ve irtifak hakkı verme yetkisi Orman ve Su İşleri Bakanlığına verilmektedir. 8. maddenin altında yer alan alt maddeler ile korunan alanlarda üstün kamu yararına açıklık getirilmekte, üstün kamu yararının halk sağlığı, çevreye yarar ve kamu güvenliği ile sınırlı olduğu; bir alanın “üstün kamu yararı” gösterip göstermediğine bakanlığın karar vereceği belirtilmektedir. Yani, Orman ve Su İşleri Bakanlığı hem yargıç hem de savcı rolünü üstlenerek erkler ayrımına ters bir durum yaratılmaktadır. Bunun anlamı şudur : Munzur, İkizdere, Ilısu vadisi vb.nde yapılmak istenen HES‘ler; Kuşadası, Küre Milli Parkı vb.nde yapılmak istenen otoyollar, sanayi tesisleri, maden işletmeleri "üstün kamu yararı" olarak kabul edilebilir ve Bakanlık bu yatırımlara “üstün kamu yararı” gerekçesiyle “kolaylıkla” izin verebilir. Dolayısıyla, tasarı ile doğal varlıklarımızın taşıdığı “kamu yararı” yerini; “işletmede öncelikli alanlar” konumuna bırakmaktadır.

ÇED Yerine EED (!)

Tasarı ile mevcut ÇED süreçleri sayesinde korunan alanlarda gerçekleşen tahribat bu kez Ekolojik Etki Değerlendirmesi (EED) adı altında hazırlanacak raporlarla yürütülmekte, ÇED ile korunan alanların yatırımlara açılması kolaylaştırılmaktadır. Tasarının 2/e maddesi EED’ye ayrılmış ve “gerçekleştirilmesi planlanan etkinliklerin ve projelerin ekosistemlere olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da ekosistemlerin kendisine ve işleyişine zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önleyici ve telafi edici tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla sürdürülecek çalışmaları…” biçiminde bir tanımlamaya gidilmiştir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, EED aynı ÇED sürecinde olduğu gibi yapılacak etkinlik ya da projelerin belirlenmesi ve en aza indirilmesi(!) gibi bir işleve sahip olacaktır. EED ile ilgili usul ve esasların bakanlık tarafından belirleneceği vurgulanmaktadır.

İşbirliği, Katılım ve İşletme Devri(!)

Kanun tasarısının üçüncü bölümünün 9. ve 10. Maddeleri “katılım, işbirliği ve işletme yetkisinin devri”ne ayrılmıştır. Her ne kadar 9. Madde tabiatı ve biyolojik çeşitliliği tanıtma, koruma ve katılımdan söz etmekteyse de, yalnızca ilgili kişilere bilgi vermek anlamını taşımaktadır. Bu amaçla yapılacak bir toplantı ve bu tek taraflı bilgi vermenin tutanağa bağlanmasından söz edilmektedir. Yapılacak toplantıda tarafların uyuşmaması ya da paydaşların katkı ve katılımının tam olarak sağlanamaması durumlarında izlenecek yol “muğlak” kalmaktadır.

İşbirliğinin ise, mahalli idareler, üniversiteler, araştırma kurumları, sivil ve özel toplum kuruluşları ile yapılmasından; bu amaçla “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Danışma Kurulu” adında yeni bir kurum oluşturulmasından söz edilmekte ve kurulun oluşturulması/çalışmasına ilişkin usul ve esaslar sonraya bırakılmaktadır. Doğal olarak gerek işbirliği yapılması gerekse kurulun oluşturulması bakanlık yetkisine kalmaktadır.

Daha da önemlisi, korunan alanlarda işletme yetkisinin kısmen de olsa il özel idarelerine, belediyelere, vakıf ve derneklere devredilmesine olanak tanınmasıdır. Hem de yalnızca bakanın onayı ile…

Bu yazı toplam (385) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?