Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Melankoli

06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 21:10

Melankoli yaşamın sonu mudur, yoksa sonu gelmeyen bir mutsuzluk mu? Yoksa ikisi de aynı şey midir?

Dünya ile son gecenizi yaşıyor olsaydınız nasıl veda etmek isterdiniz ya da veda eder miydiniz?

 ***

Şimdilik, Avrupa Film Ödülü,  Amerikan Eleştirmenler Birliği en iyi film ödülü ve Cannes Film Festivali en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan Melankoli (Melancholia) filminden bahsediyorum.

Öncelikle iki bilgiyi paylaşmakta fayda var. Birincisi, filme mühürlenmenizi sağlayan ve filmin simgesi haline gelen “Kirsten Dunst (Justine)’ın yeşillikler içinde bir su birikintisinde sırtüstü uzandığı sahne”, İngiliz ressam John Everett Millais’ın “Ophelia” adlı eserinden alınma.

 İkincisi de, filmin yönetmeni Larsvon Trier, “Bir Nazi olduğunu, Naziler’e sempati duyduğunu” açıklaması ve çalkantılara sebep olunca; “Şiddetli tepkilerden anlıyorum ki gerçek bir tabuya dokunmuşum” diyerek sıradanlığa isyan etmesi...

 

***

Filme gelirsek! Bütün film, iki farklı psikolojiye sahip iki kadın üzerinden iki bölüm halinde anlatılıyor. İlk kadın Justine (Kirsten Dunst). Onu filmin başında çok mutlu bir gelin olarak, gülücükler ve öpücükler içinde, bir limuzinin arka koltuğunda düğününe giderken görüyoruz. Ablası tarafından organize edilmiş sıra dışı bir düğün. Her şey planlı, elit, şık ve çok çok pahalı…

Böyle bir gecede Justine’den beklenen tek şey var: Mutlu olmak! Fakat yapamıyor. Mutlu olmayı beceremiyor. Kendi düğününde herkes dans ederken O odasına kapanıp uyumayı tercih ediyor.

 

***

İkinci kadın Claire (Charlote Gainsbourg). Evli, çocuklu ve sanki mutlu.

Sosyal statüsünün gerektirdiği gibi giyinen, gülen ve ayrıntılara önem veren bir kadın…

 Justine’in, varlık içinde yaşayan zengin kocalı ablası. İstenmedik bir şekilde ölmektense, intihar etmeyi tercih edecek kadar statü düşkünü.

 

***

Filmin kilit sahnesi, büyük emek ve çaba sarf ettiği düğün organizasyonunu kız kardeşinin mahvetmesine sinirlenen Abla, Justine’e ondan nefret ettiğini söyleyince, melankolik bir bakış eşliğinde “Denedim, Claire” cevabını aldığı sahnedir.

Bu arada, dünyaya doğru yaklaşmakta olan Melankoli (Melancholia) isimli bir gezegen herkesin gündemine oturur. Bilim adamlarının yaptığı hesaplamalara göre Melankoli dünyaya teğet geçip gidecektir.

Ancak, iki kadının yaklaşmakta olan tehlikeye bakış açıları da hayata bakışları gibi farklıdır.

 

Yönetmenin tabiriyle filmi niye çektiği bilinmez ancak iki kız kardeş hakkında psikolojik bir felaket filmi. Şahsi düşüncem, hayatta her şeyin değerini sonu belirler. Melankoli’nin değeri de son sahnede anlaşılıyor.

Bu yazı toplam (1103) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 1 )

Tebrikler
ÇOk güzel ve merak uyandırıcı bir anlatım; yazıyı okuyunca hemen filmi izlemek istedim...
BESTE AKÇALI07 Şubat 2012 Salı Saat 07:21

| 1 |