Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Cesaret üzerine

24 Kasım 2011 Perşembe Saat 13:56

Etrafımda tanıdığım ve bildiğim pek çok insan, hayatlarını iyi yönde değiştiremedikleri ve isteklerini gerçekleştiremedikleri için şikâyet ediyorlar. Kimi zaman da hayatlarından çekip gitme ve yollarda olma arzusuyla dolup taşıyorlar. İçinde bulundukları koşullar onları böyle bir değişme ve yeni bir hayata bürünme isteğine sokuyor; daha çok kadınları. Çünkü çoğu kadın hayatını adeta bir çember içerisinde geçirmek zorunda kalıyor. Rutin olarak yapılması gereken ev işleri, çocukların sorumluluğu, çalışanlar için ayrıca iş yükü ve gerçekleştiremediği hayalleri var. Zamanla üst üste biriken her istek ve içe atılan tüm arzular, hayaller, süngerde biriken sular gibi çoğalıyor ve bir yerlerinden taşmaya başlıyor. İşte o zaman içinde bulundukları ortamdan ve olaylar silsilesinden olabildiğince uzağa kaçmak, yalnızlaşmak ve dinlenmek istiyorlar. Bu kimisi için gerçekleştirilebilir, kimisi içinse daha da içinden çıkılmaz bir durum yaratıyor. Kısacası hayatın kısır döngüsünde bir o yana bir bu yana savrulup mutsuzlaşıyorlar ve en büyük kaçış yöntemi olarak kendilerini oyalıyor, içlerindeki istekleri kendilerine unutturmaya çalışıyorlar. Bu yazıyı yazmamdaki en büyük sebep geçenlerde bir gazete de okuduğum köşe yazısıydı. Benzer şeyleri konu alıp hayatımıza karşı nasıl da cesaretsiz olduğumuzdan dem vuruyordu. Ben de üzerine uzun uzun düşündüm, gerçekten de öyleydi!

Mutsuzlaşan insanlar topluluğu olduk artık. Öyle çok mış, muş gibi yapan insan var ki. Kendimizi öyle güzel oyalıyoruz ki, sürekli yapmak istediklerimizi erteliyoruz kendimize bahaneler yaratıp. Çünkü alışkın olduğumuz şeyleri değiştirmeye, bir şeylere başlayacak gücü içimizde yeniden keşfetmeye cesaretimiz yok. Bir güne seksen tane faaliyet sığdırıyoruz ama hiç biri gerçekten yapmak istediğimiz şey değil. Tabi bunların içinde çok çalışmak da var. Kendimizi işimize veriyor, ofislerimize kapanıyor, sürekli bir meşguliyet hali ile savsaklıyoruz aklımıza gelen her güzel şeyi. Önümüzde internet, karşımızda televizyon, elimizde cep telefonu ile alışveriş yapıyor, geziyor, film izliyoruz. Monoton bir hayat içerisinde, her günümüzü birbirinin kopyası gibi yaşıyoruz ve öyle alışıyoruz ki böyle gelmiş böyle gider diyoruz.

Cesaret; değişmeyi ve değiştirmeyi gerçekten istemekten geçiyor aslında. Her şeyin para demek olduğu günümüzde- ki böyle yazmak aslında içimi bulandırıyor ama ne yazık ki gerçek bu- para kazanmak uğruna ne kendimizi tanımaya ne de kendimizi yeniden yaratmaya fırsat bulamıyoruz. Derdimiz yaralarımızı sarmak oluyor çoğu zaman. Üst üste yapıştırdığımız bantlar zamanla su sızdırmaya başlasa da biz orada birikenleri de başka bir gözle görmeyi başarıyoruz, kandırıyoruz kendimizi. Kaç kişi kendini tanıyor ve gerçekten istediği şeyin ne olduğunu biliyor acaba çok merak ediyorum! Kaç kişi işinden memnun? Kaç kişi mutluyum diyebiliyor? Kaç kişi eskiden olmayı istediği yerde görüyor kendini, hayallerini gerçekleştirmiş olarak? Ne kadar yazık! Eminim sayı o kadar az ki!

Hayatta önemli olan seçimler ve onların seçerkenki cesaretimiz ya da cesaretsizliğimiz. Kendimizi oyalamayı, hayatı geçiştirmeyi bırakalım istiyorum artık. Paylaşımların heyecanla yapıldığı, insanların birbirlerini can kulağı ile içtenlikle dinlediği, anlamaya çalıştığı, kavganın gürültünün olmadığı, dudaklardan kocaman gülümsemelerin çıktığı bir hayat istiyorum ben. İstediğim şeyler bir filmin sahnesi olarak kalmasa keşke. Keşke biraz daha az egosuz insanlar olabilsek, duygudaşlık (empati) kurabilsek. Bu mutsuz, çaresiz, tembel insanlar topluluğunu ortadan kaldırıp yerine mutlu, hareketli, neşe ile gülümseyen ve ne yapmak istediğini bilen insanlar topluluğunu koyabilsek! O zaman ne televizyonlardaki saçma sapan kavgaları izlemek zorunda kalırız, ne birbirimizi öldürürüz, ne kuyruklarda ezilir, parçalanırız!

 

Bu yazı toplam (605) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?