Yükleniyor...
Aktan Uslu

Aktan Uslu

aktanuslu@gmail.com

Bir kısım “çatlak” sesler!

28 Haziran 2010 Pazartesi Saat 07:40

Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki AKP Gebze Gençlik Kolları’nda Cengiz Gürkan başkanlığında yenilenen yönetimin Eskihisar Köyü’ndeki basın toplantısını şahsım ile birlikte çalıştıkları kurumları temsilen sadece iki gazetecinin takip etmesine üzüldüm. Kaldı ki toplantıdaki diğer meslektaş Gebze Gazetesi’nden sevgili Selçuk’un (Geçal) dava arkadaşlığı modunda orada bulunduğunu da pas geçmeyeceğim.

Siyasette partilerin kadın ve gençlik kolları omurga yapılardır. Hele ki gençlik kolları, cinsiyet ayrımı da gözetmeksizin bir nevi siyasi okuldur. Teorinin yanı sıra pratiğin yapılıp deneyim kazandığı yapılanmalardır ki bugün yerelimizde aktif siyasetle uğraşanların büyük çoğunun, gençlik kolları yapılanmaları süzgecinden geçtikten sonra bulundukları yere geldikleri görülür. Bu süzgeçten geçenler oturuşu, kalkışı, duruşu, kelamı ile kendilerini belli eder. Şahsım adına partilerin gençlik ve kadın kollarını oldum olası ciddiye almışımdır ve almayanları garipsemem de, belirttiğim gerekçelerden ötürüdür.

Siyasi partilerde gençlik kollarını bir nevi okul, pratikle deneyim kazanılan yerler olarak tanımlarken abartmadığımı da ifade etmek isterim. Şöyle ki cumartesi günü konukları olduğum AKP Gebze Gençlik Kolları’nın yeni başkanı Cengiz Gürkan referanduma ilişkin bir soruma yanıtı, eleştirenlere ve eleştireceklere atfen, “Çatlak sesler…” tanımlaması ile verdi. Bir, “Bir kısım..” demesi eksikti! Bence tanımlama ile çok yanlış bir ifade seçti. Karşıt düşünce ile diyalog ve uzlaşı adına ne var ve her ne olacaksa, tüm köprüleri iki kelime ile yaktı, yıktı, viran eyledi. Türkçe’nin esnekliği, ne söylerseniz söyleyin anlattıklarınızın karşınızdakinin anladığı ve algıladığı ile sınırlı olduğu gerçeklerinden esasla sakız gibi bir tanımlama. Her nereye çekersen oraya gelir. Hele ki ayakkabı tabanına yapıştı mı, söküp çıkartması hayli zor olur.

Aslında haber başlığını “Çatlak sesler…” tanımlaması üzerine kurmak vardı ama art niyetlice olurdu. Kaldı ki Cengiz Gürkan da içinde bulunduğumuz dönemde deneyim kazanma sürecinde olan bir siyasi. Zaman içersinde hele ki aktif siyasette yer alanların her aklına gelen cümleyi, ifadeyi her yerde söylememesi gerektiğini veya kafasından geçeni şöyle bir tartmadan dilinden çıkartmamayı yaşadıkları deneyimler üzerinden edinecektir diye düşünüyor ve öyle olmasını da umuyorum. Çünkü gerek ülkemiz, gerekse bölgemiz, ilçemiz siyasetinin dünya görüşü ve duruşu her ne olursa olsun neyi savunduğunu, neyi söylediğini, ne için çabaladığını altını dolduracak şekilde bilen siyasilere ihtiyacı var.

Örneğin AKP kurumsalında, “Tayyipçiyim”; diğer partiler kurumsalında “Gandiciciyim”, “Numancıyım”, “Devletçiyim”… demeden; “Muhafazakar/liberal/kapital demokratım”, “Sosyal demokratım”, “Milli Görüşçüyüm”, “Milliyetçiyim”… siyasi tanımlamaları üzerinden “AKP’liyim”, “CHP’liyim”, “Saadetliyim”, “MHP’liyim”… diyecek siyasilere ihtiyaç var.

Özellikle 12 Eylül 1980’den bu yana bir tahlil yaptığımızda bu ülke her ne çektiyse, “Bu olmadı. Bir de şuna oy verelim…” türü Başbakan belirlemeden çekti. Bu ülke her ne çektiyse artık bir ülke geyiği haline gelen, “Ben hem sağa, hem sola oy verdim abi. Filanca seçimde MHP’ye verdim. Sonra DSP’ye verdim…” diyen apolitik seçmen duruşundan çekti.

Özellikle yerel seçimlerde adayı alt kimliğinden, nerede oturduğundan esasla yanında yer alan veya aynı benzer gerekçeler ile karşısında duran anlayışlardan çekti.

Sadece ülkemiz değil çok somut yerel örneklerden esasla hemen her dönem iktidarcı olan, hayatı boyunca muhalefet olamayacak olan, en nazik tabirle orası burası ve kaba etleri sürekli oynayan ancak bu kadar eğik duruşlarına rağmen ısrarla ve bir şekilde bir yerlere gelen, getirilen ve getirilmek istenenlerden çekti. Ve o çıbanlar, o fırıldaklar, yılan ve çıyanlar ki iktidar ışığı görüp de yamanmaya çalıştıkları her partide, her bir partinin bölgemiz ve ilçemizdeki teşkilat ve örgütlerinde, o yapılanmalarda dik duran, dik siyaset yapan ne kadar adam gibi adam varsa ezip geçmekle kalmadı. O yapıların yöneticilerinin akıl almaz hataları ile de onları kızdırdı, kırdırdı, küstürdü, aktif siyasetten çekilmesine sebep oldu. Ülkemiz ve bölgemizde siyasete de şüphe yok ki yansıyan genel ahlaki kirliliğin ana etken ve faktörü olarak hala “adamım” diye gezmiyorlar mı. İnler cinler tepeme çıkıyor sevgili okur.

Neyse ki arada siyasi partilerin gençlik kolları da basın toplantısı, etkinlik falan düzenleyip çağırıyor. Arada iyi geliyor. İlaç gibi geliyor diyorum, başka da bişi demiyorum.

Bu yazı toplam (592) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?