Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Aşk perisi

19 Eylül 2011 Pazartesi Saat 20:34

“Karasal ikliminden midir, olmayan denizinden mi?” bilinmez; streslidir Ankara insanı.

Çabuk sinirlenir, hakkını sonuna kadar arar, ısrarcıdır, eleştirilere kapalıdır ama her şeyi eleştirir.

Biraz da memnuniyetsizdir. En iyinin tavanı yoktur bu şehirde. Kıskandığımız tek şehir İstanbul.

Ankara’da yaşayanlar için bir nefestir İstanbul. Her fırsatta gidilir, biraz yaşama azmi depolanır ve gelinir. Hatta derler ki, şair Yahya Kemal Beyatlı’dan esinlenerek;  “İstanbul’un tek kötü yanı Ankara’ya dönüşü”…

Geçen hafta sonu İstanbul’daydım. Bahanem de bir arkadaşımın düğünü. Her gittiğimde gördüğüm yerleri tekrar gezdim. Pera artık Pera değil, Beyoğlu olmuş. Sultanahmet artık huzur vermiyor, etraf vurguncu kaynıyor. Taksicileri desen tescilli üç kağıtçı; 50TL uzatıyorsun, 5TL verdiğini iddia ediyor ya da turist avlamak için seni almak istemediğinden “on dakika sonra kalkabilirim yemek yiyeceğim” diyor.

Hani, insan severse bir sebebi yoktur ya! İstanbul da böyle bir aşk işte…

Dönmek için Haydarpaşa’dan Ankara yönüne mümkün olabilecek en geç sefere, Fatih Ekspresi’ne biletimi aldım. Ankara’ya dönüş stresinden midir bilinmez daha tren kalkmadan başladım söylenmeye. Niye bu kadar havasız, koltuklar niye gıcırdıyor, tuvalet neden kilitli derken, sıkıntıdan çevremdeki diğer yolcuları izlemeye başladım. Açılmayan tren kapısı yüzünden, yanındaki kız arkadaşlarına hormonlarını kanıtlama çabasına girmiş iki gencin kavgasını saymazsak herkes halinden memnun gibiydi. Hatta hemen sağımdaki koltukta oturan, üniversite öğrencisi olduğunu tahmin ettiğim kızın camdan erkek arkadaşına vedası görülmeye değerdi. Aşk perisi kızın İstanbullu, kavga eden gençlerin de Ankaralı olduğu yönünde bir önyargım oluşmadı desem yalan olur.

Hiç size de oldu mu? Yolculuk ettiğim araçta ne zaman uyumayı denesem, araca uygun rüyalar görürüm. Uçaktaysam rüyamda uçarım, otobüsteysem uçurumlardan düşerim. Trendeyim ya, rüyamda roller-coaster (lunapark treni) ile uçarken, kondüktörün“Sincan’a yaklaşıyoruz!” bağırışıyla uyandım.

Şu trenlere neden bir anons sistemi kurmazlar da, biri kulağınızın dibinde bağırır diye düşünürken, dışarıdan trene atlayan bir genç, koltukta uyuyan kızın kucağına bir demet çiçek bıraktı. Kız büyük bir şokla uyandığında, “Doğum günün kutlu olsun sevgilim” diyen gence, kız “Aşkımmm!” diyerek sarıldığında ben hayretler içindeydim ama bu kız?

Bizim İstanbullu aşk perisiydi? Haydarpaşa’daki gençten ne zaman ayrılmıştı? Sanırım, aşk perilerinin birden fazla kanadı var.

Bu yazı toplam (975) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?