Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Bodrum, Bodrum

08 Ağustos 2011 Pazartesi Saat 20:55

“Samimi bi ortam. Arka şezlongdaki kadının ayağı kulağına giriyor, senin bacakların önündeki adamın omuzlarında... Kıç kıça oturuluyor. Günde 18 bikini değiştiren tikiler, kıçının kılları ağarmış amcalara aşkito, totişko diye sesleniyor. Amcalar da birbirine kankito filan diyor.” diyerek anlatmıştı Yılmaz Özdil abi geçen bir yazısında Bodrum’u. Bu yazısından sonra Bodrum’dan kovulup soluğu Çeşme’de almış.

Gelenektir, her yaz tatile çıkılır. Ayranı yok içmeye atla gider çeşmeye misali, evimde üç öğün yemeği bulamazken “ultra herşey dahil” bir tatil alıp Bodrum’a gittim. Yılmaz abiyi çok severim, bir de ben gözlemleyeyim şu Bodrum’u gitmişken dedim.

Yılmaz abi haklı, Alman’ın kırosu bile gelmemiş bu sene. Gelenler İranlılar, Kazaklar, Özbekler, bir de tabiki Ruslar. Batılı turisti kaybetmişiz. Geçmiş olsun. Yılmaz abiye katılmadığım şey, ben İngiliz muslukçuya razıyım. En azından nezaket sahibi, çarptığında özür diliyor. Doğulu kardeşlerimiz çarptığını fark etmiyor bile.

İranlılar desen, ülkelerine dönünce kapanma korkusu yüzünden olsa gerek çiçek gibi açılmış saçılmışlar. İçinde hala bir şüphe barındıranları da t-shirt ile havuza giriyor. Kazaklar- Özbek de olabilir- bu çekik gözlüleri pek ayırt edemiyorum, bozkırın ortasından kopup gelmişler Ruslara özenip mafyacılık oynuyorlar.

Yılmaz abinin aşkito, kankitolar burada pek yok. Malum “Türkbükü kazığın en sivri ucu” dediğinden oraya gitmedim. Burada daha ziyade, olgun ablalar parmak arası terlik giyen yirmili yaşlardaki gençlere çanta ve havlularını taşıtıyorlar. Bir de çocuklarına bakıcılık yapıyor kisvesi altında, yarım metre topuklu ayakkabı giyen Slav ırkından kızlar eşliğinde yürüyen göbekli adamlar var. Bizim Türklerse Bodrum’da olan Bodrum’da kalır mantığı ile sınırları zorluyor. Aslına bakarsanız kimsenin eğlendiği falan yok. Herkesin bir amacı var ve amaca giden yolda her şey mubah.

Bir de evli Türk çiftler var. Hepsi komedi. Sürekli mutsuzluk ve tatminsizlik halindeler. Bunları gören değil evlenmek, ev almaz. Kadın hijyenle kafayı bozmuş, erkek hayatından bezmiş, eğlenmek hak getire! Restoranda  yemek yiyorum, yan masadaki Kadın kocasına diyor ki; “Murat, burası hiç ama hiç hijyen değil, yiyecek hiçbir şey bulamadım!” Adam bu tepkiye alışık bir şekilde cevap veriyor; “Çamaşır suyuna yatır istersen!”

Bodrum’un içler acısı hali ise yerli çalışanları. Otelde çalışan İbrahim’e sordum ne kadar kazanıyorsun diye, “en çok asgari ücret verirler abi” dedi. Yani 700 TL civarı. O da aylık. Altmış yaşındaki Fatma Teyze ise ekmek parası için sabahın köründe kalkmış hijyenik hatunlara tost yapıyor. Hem de oruç haliyle. Bir başka çalışan da o sıcakta ızgaranın başında adana kebap servis ediyor. Hepsinin tek amacı otele bir geceliğine ödediğiniz parayı bir aylık hizmeti karşılığında alabilmek.

Eğlencenin merkezi Bodrum falan hikâye… Burada kimsenin eğlendiği yok. Geceliğine 650 TL verenlerle aylığına 650 TL alanlar arasında traji-komik bir hikâye tüm yaşananlar.

Ankara’da, İstanbul’da ya da Darıca’da yaşanandan farklı değil.

Bu yazı toplam (1076) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?