Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Öğrenilmiş çaresizlik ya da akıl tutulması-1

14 Temmuz 2011 Perşembe Saat 14:17

En güzel deniz: 
Henüz gidilmemiş olanıdır. 
En güzel çocuk: 
Henüz büyümedi. 
En güzel günlerimiz: 
Henüz yaşamadıklarımız. 
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: 
Henüz söylememiş olduğum sözdür... 
 

                                                N.Hikmet

 Bu terim, hayvanlarda ve insanlarda, başlarına gelen şeyler üzerinde hiçbir denetimleri olmadığını gördükleri zaman ortaya çıkan “ne olduğunu anlayamama, tepkisiz kalma, eylemsizlik” durumunu anlatır. Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarısızlığa uğrayarak bir şey yapsa da hiçbir şeyin değişmeyeceğini, olayların kendi kontrolünde olmadığını, o konuda bir daha asla başarıya ulaşamayacağını düşünüp bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir. Geçmişteki acı ya da başarısız deneyimlerden çıkarılan olumsuz koşullanmaların bugünkü davranışları belirlemesi, daha önceki denemelerde karşılaşılan başarısız sonuçları, kendini sınırlayacak biçimde önyargılı yorumlamasıdır aynı zamanda öğrenilmiş çaresizlik.

Peki çaresizlik öğrenilir mi? Ya da tam tersi, çare ve çözüm bulma öğrenilir mi?

Deneysel Psikolojiden Örnekler 

 Yabani bir fil yavrusu, kalın bir halatla ayağından ağaca bağlanır ve ne kadar kurtulmaya çalışsa da başaramaz. Bunu defalarca denediği ve aynı sonucu aldığı için, yavru fil aynı denemeyi(ipten ve ağaca bağlı kalmaktan kurtulmayı) bir kez daha tekrarlamaz. Çünkü, küçük yaşta ipten ve ağaca bağlı olarak yaşamaktan kurtulmanın olanaksızlığını (çaresizliğini) anlamıştır. Yani esareti öğrenmiştir bir anlamda. Tam bu aşamada halat ağaçtan sökülerek bir odun parçasına bağlanır. Yavru fil her adımında odunun peşinden geldiğini görünce, hala o ağaca bağlı olduğunu ve hiçbir zaman bağlı olduğu ağaçtan kurtulamayacağını öğrendiği için çevrede dolaşır ama kaçma girişiminde bulunmaz. Başlangıçta yavru filin kaçıp kurtulabileceğine inancı olmasına karşın olanağı bulunmamaktadır. İkinci aşamada ise, kaçma olanağı vardır ancak kaçabileceğine inancı kalmamıştır. Çaresizliği öğrenmiş ve kaçmasının kendi elinde olmadığını benimsemiştir.

Çok bilinen bir diğer örnek ise pire deneyidir. Alttan ısıtılan 30 cm yüksekliğindeki cam bir fanus içerisine konan pireler, ısınan fanustan çıkmak/kurtulmak için defalarca sıçramışlar, ancak her sıçrayışta 30 cm üstteki cam engele(kapağa) kafalarını çarparak başarısız olmuşlar. Pireler kendilerini engelleyen şeyin ne olduğunu bilmediklerinden her sıçrayışta aynı sonucu elde etmişler. Bu arada bütün pireler kafalarını çarpmamak için 30 cm zıplamaya başlamışlar. Cam fanusun kapağı açıldığında, pirelerin yalnızca 30 cm sıçradıkları ve böylece cam fanustan kaçamadıkları gözlenmiştir. Üzerlerinde artık cam engel olmamasına ve daha yükseğe sıçrama olanakları bulunmasına karşılık pirelerin daha önce yaşadıkları ya da öğrendikleri çaresizliği yenme konusunda (30 cm’den daha yükseğe sıçrama) farklı bir çabaya girmedikleri görülmüştür. Çünkü onların kaçmasına olanak tanımayan “dış engel” kalkmıştır, ancak bu kez zihinlerindeki  “iç engel” onları sınırlamaktadır.

Bir diğer deney de maymunlarla yapılmıştır. Bir kafese beş maymun ve kafesin ortasına da bir merdiven konmuştur. Kafesin tepesine, ancak merdivenle ulaşabilen muzlar asılmıştır. Herhangi bir maymun merdiveni çıkarak muzlara erişmek istediğinde dışarıdan basınçlı su sıkılmış ve bu sudan diğer maymunlar da nasibini almıştır. Birkaç kez aynı olay tekrarlandığında, maymunların bir süre sonra merdivene çıkıp muzlara erişme çabasını bıraktıkları gözlenmiştir.

Hayvanlarda uygulanan bu deneylerden çıkarılan sonuçlar insanlar içinde geçerlidir. Üstelik öğrenme yeteneği daha fazla olan insanlarda benzer sonuçlar daha kısa sürede alınabilmektedir.

 Akıl Tutulması

 İnsanlar yaptıklarının karşılığını alamayınca hayal kırıklığı yaşıyor ve başarısızlıktan ya da aynı hayal kırıklığını bir kez daha yaşamaktan korktukları için de denemekten vazgeçiyorlar. Sonunda başarısızlığı ya da öğrenilmiş çaresizliği bir “yaşam biçimi” olarak benimseyip kaderlerine küsüyorlar. Öğrenilmiş çaresizlik insanın gerçek kapasitesini kısıtlıyor, hayallerini ve umutlarını yok ediyor, cesaretini kırıyor ve kazanmak yerine kaybetmeye katlanmayı öğretiyor.

Çaresizliği ya da başarısızlığı öğrenenler, bunu öğrenmekle kalmayıp çevresindekileri de aynı çaresizliğe inandırmaya ya da öğretmeye çalışıyorlar. Burada karşımıza bu kez “öğretilmiş çaresizlik” çıkıyor.

Öğrenilmiş çaresizliğin sonuçları bilimsel anlamda motivasyon kaybına, umutsuzluk ve depresyona, özgüven yitimine neden olmaktadır. Oysa insan, kafese kapatılmış deney hayvanlarından çok farklıdır. Her olaydan bir ders çıkarmak, aklını ve mantığını kullanmak, düşünerek çıkış yolu bulmak insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerdir. En umutsuz koşullarda bile, insanoğlunun yaratıcı zekası devreye girmekte ve umut en olmadık anda filizlenebilmektedir.

Şimdilik şöyle bağlayalım: Ya tozu dumana katarak ya da tozu dumanı yutarak yaşamak sizin elinizde…




Bu yazı toplam (851) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?