Yükleniyor...
Beril Sökal

Beril Sökal

berilsokal@gmail.com

Bir sınav, bir hayat!

28 Mart 2011 Pazartesi Saat 21:01

25.03.2011(Cuma)
Bu, bu haftaki yazımın ilk bölümü; sınava girmeden önce…

Ben bu satırları yazarken sınava tam iki gün kalmakta ve doğal olarak beni daha fazla bir stres sardı. Stresimin sebebi herhalde bu son bir haftada fazlasıyla çalışmamdan kaynaklanmakta… Benden öncekiler her zaman bana bir öğüt olarak söylemişti ama bizler dediğim dedik insanlar olduğumuzdan dolayı olsa gerek yaşamadan bazı şeylerin ne yazık ki farkına varamıyoruz. Bu son haftamda anladım aslında; bizden istenilenin çokta zor bir şey değilmiş. Bizden büyükler genellikle derler ya: ‘’Şimdiki aklım olsaydı…’’ diye. Ben bunu şimdiden başladım söylemeye. Keşke diyorum keşke bu son haftada ki çalışmamı senenin başından yapsaymışım. O kadar kolaymış ki meğer çalışmak ve çalışabilmek o kadar güzelmiş ki…
Neyse artık bu tempoyla LSY’ ye biletlerimizi ayırıyoruz ve “Bizden bu kadar deyip” topu ÖSYM’ye atıyorum.
Evet, bu çok yerinde bir cümle oldu bence. “Topu ÖSYM ye atmak” Biz çalışıp elimizden geleni yapacağız ama bu durumda ÖSYM’nin de bize destek çıkması gerekiyor. Gerekli desteği verdiğini düşünmüyorum. Kısıtlamalarla sınav adaylarını daha çok strese sokuyorlar bence. Kalem, silgi, saat vb. yok. Tamam, saati anlarım teknoloji gelişti kopyanın önüne geçilmiyor da bunu farklı yöntemlerle önlemek ellerinden gelmiyor mu? Bizler ne zamandır alıştığımız kalem ve silgilerle yapıyoruz sorularımızı. Kimimin uğurlu silgisi, kalemi, kiminin de şans bileziği. O değil, şekerleme bile ÖSYM tarafından temin ediliyormuş. Şekerin içine mikrofon ve çip falan mı yerleştireceğim ben anlamadım ki... Tuvalete gidiş yok, zaman kavramı kısıtlı; sınavdan ziyade bunlara alışmamız zaten oldukça bir zamanımızı aldı diye düşünüyorum. Haydi diyelim onu da geçtim. Sınava gireceğim yer Ankara’nın oldukça saygın üniversitelerinden biri olduğunu duyunca cidden çok sevinmiştim. Bir hafta sonra sınava gireceğim yeri görmeye gittik ve o sırada hayatımın şoklarından birini yaşadım birde baktım ki mimarlık stüdyosu. Çizimler yapılan, taburelerden oluşmuş küçük bir sınıf. Kazara sınavdan önce orada bir çalışma yapılsa ben orada tiner kokusuyla sınava gireceğim. Yorulunca arkamı yaslayacağım bir sandalyede olmayacak taburede sınav; piknik taburesi.

27.03.2011(Pazar)
YGS sınav sonrası.
Evet, beklenen gün geçti sonunda. Bugün anladım ki zaman cidden önemli bir kavramış. Hayatımızın büyük bir kısmı bu 160 dakika ile sınırlıydı. Benim gibi çoğu arkadaşım da bundan yakınmaktadır eminim. “Zamanımı kullanamadım”
Bu sene bence ÖSYM diğer yıllara göre biraz kasmış. Ama geçmişe mazi diyerek ilk bölümde de dediğim gibi LGS’ye büyük bir hızla devam etmemiz gerekiyor. Bu saatten sonra diyebileceğim tek şey bu.
Tüm arkadaşlarıma geçmiş olsun diyorum…

Bu yazı toplam (1129) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 1 )

geçmiş olsun...
yapacak yorum bulamıyorum. zaten hiç bir zaman anlamadım, zorunlu askerlik görevinden önce neden sınav yaparlar (sanki kazanamasan almayacaklar), anayasal bir hak olan eğitim hakkından insanları sınavla neden mahrum ederler. kaldı ki, önümüzde seçim var. niye oy veriyoruz ki? OSYM sınav yapsın, kazanan ülkeyi yönetsin...
kemal uyar29 Mart 2011 Salı Saat 06:23

| 1 |