Yükleniyor...
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

Yağmaya/Yağmacılara boyun eğme!

28 Şubat 2011 Pazartesi Saat 17:57

İslamileşme ve yağma, rakıdaki son satış örneğinde olduğu gibi iç içedir. Türkiye içki kültürünün baskılanmasına sahne olurken, büyük bir rant uluslararası bir tekele armağan edilmektedir. Beş yılda böyle bir kâr oranı yalnızca kamunun zarara uğratılmasıyla yani halkın kazıklanmasıyla açıklanabilir. Piyasacılık devlet işletmeciliğini geri çekip kamu varlığını sermayeye aktaracak, İslamcılık içki fiyatlarının yukarı çekilmesini meşrulaştırarak Türkiye pazarını büyütecek, altın vuruşu da uluslararası sermaye yapacak!

Aşağıda ki tablo kapitalizmin yeni ikiyüzlülük rekorudur.

AKP hükümetinin “babalar gibi satarız” söylemiyle satışa sunduğu TEKEL\'in Alkollü İçkiler Bölümü, satışından yedi yıl sonra özelleştirme tutarının sekiz katına İngiliz menşeli Diageo\'ya satıldı.

2004 yılında TEKEL\'in Alkollü İçkiler Bölümü’nü satın alan konsorsiyum tarafından oluşturulan Mey İçki Sanayi ve Ticaret A.Ş.\'nin, alkollü içki üretiminde dünyanın en büyük şirketi olan İngiltere menşeli Diageo\'ya satışında mutabakata varıldığı açıklandı.

TEKEL\'in Alkollü İçkiler Bölümü’nün 2003 yılı sonunda özelleştirilmesiyle başlayan süreç, ülkede sektörün en büyük üretici firmalarından birinin yabancı bir tekele devredilmesiyle sonuçlanmış oldu. Aynı süreç, sektörde gerçekleşen yabancılaştırma operasyonunun yanı sıra kamunun büyük bir zarara uğratıldığını da gösteriyor.

TEKEL, 2004\'te Mey İçki\'ye devredildi
TEKEL, diğer birçok kamu kuruluşu gibi, parçalara ayrılarak özelleştirildi. Dört ayrı anonim şirkete bölünen TEKEL\'in, Alkollü İçki ve Sanayi ve Ticareti A.Ş. adını alan Alkollü İçki Bölümü blok olarak 24 Şubat 2004\'te özelleştirme ihalesini kazanan Nurol, Limak, Özaltın ve Tütsab şirketlerinden oluşan konsorsiyumun oluşturduğu Mey İçki\'ye devredildi.

Mey İçki, TEKEL\'in 17 fabrikası ve çeşitli taşınmazları ile stoklarına 292 milyon dolara sahip oldu. Ödemenin yarısı peşin alınırken, kalanı iki yıla yayılarak taksitlere bölündü. Özelleştirmenin üzerinden iki yıl geçer geçmez, şirketin ABD\'li Texas Pacific Group\'a (TPG) devri gündeme geldi.

Kamu büyük zarara uğratıldı!
TEKEL\'in Alkollü İçkiler Bölümü’nü alan konsorsiyumun, asıl iştigal alanı ABD ordusuna ve işgal bölgelerine müteahhitlik yapmak olan bileşenleri, Mey İçki\'nin yüzde 92\'lik hissesini, büyük bir vurguna imza atarak Nisan 2006\'da 810 milyon dolara TPG\'ye sattı.

TEKEL\'in özelleştirilmesinden sonra iki yıl içinde Mey İçki, neredeyse üç katı prim yapmış oldu. Alkollü İçki Bölümü’nün satışından kamunun yaklaşık 500 milyon dolar zarara uğratıldığı ortaya çıktı.

AKP babalar gibi sattı 2006 yılında özelleştirme tutarının neredeyse üç katına el değiştiren Mey İçki\'nin “değerinin artmasına” dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ilginç bir açıklama getirmişti. 2003\'ten itibaren yaşanan olumlu gelişmeler nedeniyle yabancı sermaye girişinde büyük artış yaşandığını ve şirket değerlerinde hızlı yükselmeler gözlendiğini belirten Unakıtan, özelleştirilen kuruluşların değerindeki artışların da ekonomideki olumlu gelişmelerin sonucu olduğunu savunmuştu. Unakıtan, \"TEKEL özelleştirmesi ilgili dönemdeki piyasa şartına bağlı olarak, kamuoyu önünde şeffaf olarak gerçekleştirilmiştir\" diyerek vurgunu meşrulaştırmaya çalışmıştı. Unakıtan, meşhur “babalar gibi satarım” sözünü de TEKEL\'in sigara ve içki bölümleri satışı ile ilgili olarak söylemişti.

Üstelik bu satışa kadar geçen iki yıl içinde, özelleştirilen fabrikalara değil yatırım yapmak, tek bir çivi çakılmadı. Mey İçki, iki yılda stokta bulunan ürünleri satarak fahiş kârlar elde etti. TEKEL Alkollü İçki Bölümü satıldığında depolarında bulunan şişelenmiş durumdaki içki stoklarının piyasa değerinin yaklaşık özelleştirme bedeli kadar olduğu belirtiliyordu.

Yani oluşan kamu zararı, özelleştirme ihalesi ile bundan iki yıl sonra yapılan satış işlemi tutarları arasındaki 500 milyon dolarlık farktan daha büyüktü.

Fabrikaları Mey İçki\'den satın alan TPG ise “rasyonalizasyona” gitmiş ve birçok üretim tesisini kapatmış, çok sayıda işçiyi kapı önüne koymuştu.

Vurgunda son perde
Dün kamuoyuna duyurulan satış mutabakatı ise 2004 yılında 292 milyon dolara satılan TEKEL Alkollü İçki Bölümü’nün yedi yılda değerinin sekiz kat arttığını gösteriyor. İngiliz Diageo şirketi, Mey İçki\'yi 3,3 milyar TL\'ye (2,1 milyar dolar) satın aldı.

Özelleştirme sırasında TEKEL\'in bayi ağını da devralan ve 50 bin bayiye sahip olan Mey İçki, halen rakı pazarının yüzde 80\'ini kontrol ediyor.

İçkide dünya devi: Diageo
İngiliz menşeli dünyanın en büyük alkollü içki üreticisi olan Diageo, dünyanın en çok satan birçok içki markasına sahip. 180 farklı ülkede ürün satışı yapıyor. Şirket New York ve Londra borsalarında işlem görüyor. Diageo\'nun başlıca içki markaları arasında Johnnie Walker, Crown Royal, J&B, Windsor, Buchanan\'s ve Bushmills viskileri, Smirnoff, Ciroc ve Ketel One votkaları, Baileys, Captain Morgan, Jose Cuervo, Tanqueray ve Guinness gibi ürünler bulunuyor.

Diageo CEO\'su Paul Walsh, varılan satış anlaşmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu yatırım, Diageo\'nun Çin ve Vietnam gibi orta sınıfın hızla büyüdüğü, gelişmekte olan pazarlardaki varlığını artırma stratejisinin devamı niteliğinde” diyerek Türkiye içki pazarında hızlı bir büyüme beklediklerini söyledi. Walsh\'ın açıklamasında, “72 milyon nüfuslu Türkiye\'de artan gelirli, yerel ve uluslararası içki markalarına para harcayan önemli bir gelişmekte olan orta sınıf olduğunu” belirtmesi dikkat çekti.

Haziran 2011 Seçimleri Önemlidir                                                                                          Yukarıda ki tablo bize kesin olarak tek bir söylemektedir. Oda doğrudan temsiliyettir. Yani AKP hükümeti,  kendinden öncekilerden farklı olarak sermayeyi ve onun çıkarlarını dolaylı değil doğrudan temsil yeteneğine sahiptir. Dört yıllık dönemin yaklaşık yarısında AKP\'nin organik parçası olduğu sermaye fraksiyonu ile Tüsiad arasında mücadele gözlenmiş, sonra tansiyon düşmüştür. Tansiyonun düşmesinde krizin başlı başına kolaylaştırıcı etkisi vardır. Hepsi birbirine muhtaçtır! Ancak şu an için sonuç bir “kutsal barıştır”.

Seçimler halk adına yeni bir temsilci adayının, solun güç biriktirdiği işaretini açığa çıkartırsa, kutsal barışın reddi mümkündür. Yapabilirsek, Haziran seçimlerinin en önemli sonucu bu olur. Yani ülkedeki tabloya boyun eğmeyenlerin sayısının örgütlü olarak artması…

Bu yazı toplam (823) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?