Yükleniyor...
Turgut Güngör

Turgut Güngör

gungor-turgut@hotmail.com

Mutlu Bir Yıbaşı Dileğiyle..

27 Aralık 2010 Pazartesi Saat 21:14

Sanırım bu insan ruhunun yaradılışında var: Her geçen anın bir sonrasında yaşadığımız o anın durumuna göre adlandırdığımız olumsuzlukların düzelmesi beklentisi…

 İlkokuldayken de öyle olsun isterdik, şimdide. Çünkü içimizde bir yerde hiçte öyle olmayacağının karamsarlığını gizleme sevdasıdır bu bizimki. Bunun bir göreceli kavram olduğunu aslında biten bir yıl olmadığını, gelecek yıl bunun devamı olduğu hiç düşünmeyiz. Bazen adam sende deyip düşünmekten kaçındığımız anlarda olmuştur.
Galiba bizimki sadece gerçekleşebileceğindeki karamsarlığımızı gizlemek amacıyla gelecek için yinede umut kapılarını açık tutmaktır. Bu nedenle hep umutlarımızı taze tutmaya çalışırız. Bu istek ruhumuzun derinliklerinde gelir. Dostlukların daha bir güçleneceğine inanmak isteriz. Geride kalan gelecekten de pek umutluyuz diyemeyeceğimiz olumsuzlukların belki dostluklarla giderilebileceğine ummak isteğimizdir. Yapamadıklarımızı, gerçekleştireme isteğimizdir. Yapamadıklarımızı, gerçekleştireme dileklerimizi gelecek yıllara erteleriz hep ama gelecek yılların neler getirebileceğini nelere gebe olduğunu fazla durup düşünmeyiz. Beklide gerçekten gelecek umudumuz tükenmekte olduğu içindir. Kim bilir?
Çocukluğunuzu hatırlamaya çalışın bakalım, ne kadarı aklınızda? Çocukluğunuzun yılbaşı eğlencelerine dair neyi ne kadar hatırlayabiliyorsunuz. Sobanın üzerinde kestaneler, ellerde tombala kartonları. Biri ‘‘Yavaş oku takip edemiyorum’’ Diğeri ‘‘sessiz olun’’ Diye çıkışır. Bir başkası ‘‘Okumayı kesin tuvalete gideceğim’’ Diye basar feryadı. Bir başka köşede ninelerinizin anlattığı masalları o hengâme arasında dinlemeye çalışan çocuklar. O masallar da masal değildi ya neyse; o zaman bunu farkına varmıyorduk. Aslında masal anlatmak diye anlattıkları kendi hayat öykülerinden bölümlerdi galiba. İyi de şimdi o öykülerden bilgi dağarcığınızda ne kadarı kaldı ki? Beklide çoğumuz anlatılan hikayeler bir tarafa ninelerimizin sıfatını dahi hatırlamakta zorlanıyorsunuzdur, değil mi?


Düşlerle gerçekler arasındaki mesafenin herkese göre olan farklılığıyla; bazen çıkışı bile görünmeyen yolda koşturup dururken, yaşamımızda ki çok şeyin çok da net olmadığını görmez miyiz? Hepimizin bazen evdekilere bile söylemeye cesaret edemediğimiz, gerçekleştirmek için can attığımız öyküler yok mudur? Ama hangisinin ne kadarını gerçekleştirebiliyoruz. Yaşam ne kadarını engelliyor, hatta kaç tanesini unuttuk ya da unutturdular bize bu beklentilerimizin…
Neyse siz bana bakmayın hayat bütün hatırlayamadıklarımıza, elimizdeyken kadrini bilemeyip kaybettikten sonra yandıklarımıza, hatta hak etmediğimizi bile bile elde etmeye üzerine yürüyüp kazanmaya uğraştıklarımıza, elde edemediklerimiz için kendimizi eleştirmeden başkalarına diş bilememize rağmen güzeldir.
Yaşamın tüm olumsuzluklarına, “Kahretsin bezdim artık ya” demeden; özverinin, tevazunun kendi sınırlarını aşmasına müsaade etmeden; bütün sevecenliğinizle, ümitlerinizi tüketmeden; barış içinde daha nice yılları ailenizle birlikte geçirmenizi dilerim.
2011 yılında daha pek çok şey paylaşabileceğimiz umarak mutlu ve sağlıkla kalın.

Bu yazı toplam (1054) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?