9–13 Eylül 2011 tarihleri arasında Girne’de düzenlenen 6. Ulusal Anksiyete Kongresinde yapılan basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Klinik Şefi ve Başhekim Yardımcısı Doç. Dr Nesrin Dilbaz, ruhsal hastalıklar içerisinde Anksiyete bozuklukları ve depresyonun, görülme oranının en yüksek olan hastalıklar olduğunu belirtti…
Dilbaz, anksiyete bozuklukları, depresyon ve diğer tıbbi hastalıkların birlikte görülmesinin her üç hastalığın prognozunu daha kötüleştirdiğini ve intihar riskinin artmasına yol açabildiğini belirtti. “Tıbbi hastalığı olmayan insanlarda depresyon kalp hastalıklarından ölüm riskini yaklaşık yüzde 70 artırmaktadır. Akut koroner hastalığı olanlarda ise kalpten ölüm riski 2,5-3,5 misli artırmaktadır. Bu da depresyon ve Anksiyete bozukluklarının doğru tanınması ve tedavi edilmesi konusunun sadece o hastalıklara özgü belirtiler açısından değil, riski artırabileceği diğer tıbbi hastalıklar ve onlara bağlı mortalite ve morbidite riski açısından önem kazanmaktadır” dedi.
Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’de çocuk istismarı konusunda yapılan araştırmaların gözden geçirildiği bir çalışmada duygusal istismarın yüzde 78 gibi yüksek bir oran ile ilk sırada geldiğinin tespit edildiğini ifade ederek, “Duygusal istismar tek başına görülebildiği gibi fiziksel ve cinsel istismarla birlikte de görülebilmektedir. Fiziksel ihmal veya istismar vakalarının yüzde 90’ından duygusal ihmal veya istismarın olduğu da saptanmıştır” dedi.
Doç. Dr. Dilbaz “Türkiye’de çocuk istismarı konusunda yapılan araştırmaların gözden geçirildiği diğer bir çalışmada ise duygusal istismarın yüzde 78 gibi yüksek bir oran ile ilk sırada geldiği tespit edilmiştir Duygusal istismar tek başına görülebildiği gibi fiziksel ve cinsel istismarla birlikte de görülebilmektedir. Fiziksel, ihmal ve istismar vakalarının yüzde 90’ında duygusal ihmal veya istismarın olduğu da saptanmıştır. Tüm bu veriler, sağlık çalışanlarının ve toplumun farkındalığının artırılmasının istismarın önlenmesi ve erken tanılanması için önemli olduğunu göstermektedir. Depresyon ve kaygı bozukluklarının en önemli nedenleri arasında çocukluk çağı travmaları ve ihmal olduğu göz önüne alındığında bu konunun önemi daha da ortaya çıkmaktadır” dedi.
* Sağlığın Sesi