İnsan sağlığında ve beslenmesinde çok önemli yeri olan zeytinyağı üretiminde Türkiye, dünyada dördüncü; zeytin üretiminde de ikinci sıradadır. Kişi başına tüketim ise 1 kilogramdır.
Komşumuz Yunanistan ‘da; kişi başına/ 20kg, İtalya’da İspanya ve Tunus’ta 10kg’dir.
Şişmanlık (Obesite) denilen felaket rüzgârını fast-food ve patates kızartmaları, cips ve margarinlerle dünyaya yayan ABD’de bu değerin kişi başına 450gram olması da şaşırtıcı değildir. Zeytinyağı; tekli doymamış yağ asidi içermektedir.
Genelde, kandaki Kolesterol, Lipid- Trigliserit değerlerini yükseltmez. LDL ve VLDL (kötü ve çok kötü huylu kolesterol) değerlerini düşürür. HDL (iyi huylu kolesterol) değerini yükseltir.
Zeytinyağı vücudumuzdaki ana damarlarımızda ve kılcal damarlarımızda tıkanmayı-kireçlenmeyi önlemektedir. Kandaki kolesterol-lipid parçacıklarının ve taneciklerinin oluşmasının önüne geçer, kan yoğunluğu artışı görülmez.
Hipertansiyon akciğer yetmezliği, mide, bağırsak hastalıkları, nörolojik hastalıklar ve fizik tedavi hastalıklarının görülme riski de azalacaktır…
Yiyeceklerle vücuda alınan ve en önemli vitaminlerden A, D, E, K, vitaminleri yağda erirler. Bu vitaminlerin bağırsaktan emilebilmesi ve kan dolaşımına katılabilmesi için yağlara, özellikle de zeytinyağına gereksinim vardır.
Zeytinyağı, safra taşları oluşumunu da önlemektedir.
Zeytinyağı büyüme ve gelişme evresindeki çocuklarımız ve gençlerimiz için de çok değerli bir besin maddesidir.
Ancak sıkma ve sızma zeytinyağını kızartmalarda kullanmak sakıncalıdır çünkü kızartma sırasında besin öğeleri içinde bulunan sağlığa zararlı kimyasal maddeler ortaya çıkmaktadır. Bu maddelerin başında Akrilamid gelmektedir. Cips ve patates kızartmalarında çok miktarda oluşarak kansere neden olduğu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Günümüzde rafine edilerek üretilen, dumanlanma noktası yüksek olan zeytinyağları kızartmalarda, aşırıya kaçmadan kullanılmalıdır…
*Sağlığın Sesi Gazetesi